Antalya Bugün — Dijital Haber ve Düşünce Platformu
Gündem

Yok mu Bir Babayiğit?

“Kekik bitkisinden, tüm insanlara faydalı

Hüseyin Erkan

14 Ağustos 2026 · 5 dk okuma · 458 okunma

“Kekik bitkisinden, tüm insanlara faydalı

olabilecek preparatların (ilaçların) kısa sürede

üretilmesinin mümkün olacağı inancındayım.”

Prof. Dr. OKTAY YEĞEN

_1940_’lı yılların ikinci, _1950_’li yılların ilk yarısı…

_Antalya’_ ya bağlı _Akseki_ ilçesinin _Gödene_ köyündeki evimizde şeker yoktu ama üzüm ve dut pekmezimiz vardı. Kuru üzüm ve leblebimiz olmadı ama kış ve yaz incir, ceviz, badem, dut ve nar eksik olmadı hiç evimizden.

Yine çocukluğumda peynir yemedim hiç ama sütümüz, yoğurdumuz, tereyağımız da boldu; ayranımız ve çökeleğimiz de… _(Çökelek yerine “keş” derdik biz.)_ Abarttığımı sanmayın sakın, Aspirin ve Gripin dahil, hiçbir ilaç girmedi evimize.

1953 sonbaharında  _Aksu Köy Enstitüsü_’ne gidinceye kadar kağnı, at arabası, bisiklet dahil, tekerlekli hiçbir araca da binmedim; sağlık memuru, ebe, hemşire ve doktor da görmedim.

Hastalanınca ne mi yapardık? Köyümüzdeki tüm evlerde olduğu gibi, her derde deva bir ilacımız vardı bizim de. Nasıl mı? Karnımız ağrırsa içer; başımız, sırtımız, kolumuz, ayağımız ağrırsa sürerdik. Kekikti bu her derde deva ilacın adı? Evet _kekik, kekik suyu_ ve _kekik yağı_…

Gerçekten de köyümüzdeki her evde kekik de bulunurdu; kekik suyu ve kekik yağı da...

Kekik, doğal olarak yetişirdi; köyümüzün kırlarında, dağlarında…  Acı bir bitki olduğu için koyun, keçi, sığır dahil hiçbir hayvan yemezdi kekiği. Her yaz, temmuz ya da ağustos aylarında kekik yağı üreticiler gelirdi köye. Bu haber köylüye minarelerden yapılan tellallarla duyurulurdu. İşte o günden sonra isteyen herkes kırlardan, dağlardan topladığı kekikleri, _“Kaynarca”_ denen kaynak suyunun başında üretim tezgâhlarını kurmuş olan kekik yağı ustalarına ücreti karşılığı satardı.

Toplanan kekikler, büyük kazanlarda kaynatılır; yağı imbikten süzülerek alınırdı. Yağı alınmış kekik suyu, isteyenlere ücretsiz olarak dağıtılırdı. Genellikle seyyar çerçi olarak ticarete atılan her _Aksekili_’nin bavul ve tezgâhının demirbaş ticaret malı, _kekik yağı_ olurdu mutlaka.

Bir şeyler ezberleme ve ezberletmenin eğitim olduğunu sandığımız için düşünme ve düşündürmeye alışmadık. Dolayısıyla kekik ve kekik yağı üzerinde de düşünmedik hiç. Doktora gitmek dururken, verdiği reçete ile eczaneden hazır ilaç almak varken, _“koca karı ilacı”_ denen _“kekik, kekik suyu_ ve _kekik yağı”_ ndan bize neydi; değil mi ya!

Sanki milattan önce yaşamışım gibi o köyde, yukarıda anlattıklarımı çoktan unutmuştum ben. Ancak yaklaşık 20 yıl kadar önce, _Aksekili_ bir bilim insanının bu konuyu ciddiye alıp araştırmalar yaptığını duymayayım mı?

O günlerde eşim _Güler Erkan’_ ın _Türkiye_ gazetesinde _“Biz Bize”_ adlı bir köşesi vardı. Bu konuda kendisine gönderilen bir faksı, birçok gazete köşe yazarı gibi okumadan çöp kutusuna atacağına, baştan sona bir yazının konusu yapmıştı. _8 Aralık 1998_ günlü _“Bin Derde Deva”_ adlı o yazıdan birkaç paragraf okuyalım şimdi:

“ _Antalya Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ö. Ü._ Prof. Dr. Oktay Yeğen’ _den güzel bir faks aldım. Özetlemeye çalışayım sizin için:_

“Kesme çiçek ve turfanda sebze üretenler, bitki hastalıklarına karşı bazı kimyevi ilaçlar kullanıyorlar. Ancak bu ilaçlar, yalnız hastalık mikrobunu değil, toprakta yaşayan bütün yararlı canlıları da öldürmekte. “Ayrıca bu zirai ilaçlar, sulama ve yağmurlarla yeraltı sularına, derelere, ırmaklara, göllere geçerek bütün hayvanları, dolayısıyla insanları da olumsuz etkilemekte.

Uçucu olan ‘Metilbromid’ gibi ilaçlar ise havaya karışarak ozon tabakasının incelip delinmesine, böylece iklim değişmesine kadar varan yan etkileri olabilmekte. İşte bu sebepten ABD ve Avrupa ülkeleri bu tür ilaçların kullanılmasını kendi ülkelerinde yasaklamışlar.”

Evet, gelişmiş ülkeler, bu tür kimyevi zirai ilaçlar kullanılarak yetiştirilen sebze, meyve, tahıl ve baklagillerin insan vücudu için ne büyük zararları olduğunu anlamışlar. O nedenle, kendi ülkelerinde kullanmaz olmuşlar artık. Birleşmiş Milletler de 2015 yılından sonra, bütün dünyada _“Metilbromid”_ in kullanılmasını yasaklamış.

Olsun, bize ne! O yasağı deler geçeriz biz! Kim görecek, kim duyacak?

Ara sıra gazetelerden okur, televizyonlardan duyarız: _“Rusya, ihraç ettiğimiz 100 bin ton domatesi, zararlı ilaçlar kullanıldığı gerekçesiyle geri çevirdi.”_

Elin oğlu, elin kızı akıllı… Dışarıdan aldığı sebzeyi, meyveyi, tahılı, laboratuarlarında tahlil etmeden almıyor. Yararlıysa _“evet”_, zararlıysa _“hayır”_ diyor. _“Zararlı bir şeyi yedirmem ben yurttaşlarıma.”_ diyor da başka bir şey demiyor. Neden böyle yapar ki, bu gâvur oğlu gâvurlar!

Biz 12 ay yiyoruz; bir şey olmuyor da size ne olacak ki? Korkaklar! Cesur olun biraz, cesur!.. Sizin, _“Zehirlidir, kesinlikle yenmez”_ dediğiniz domatesleri, biberleri, salatalıkları denize döktüğümüzü mü sanıyorsunuz siz? Yiyoruz biz, yiyoruz. Afiyetle yiyoruz hem de.

Ancak, şakası yok, bu gâvurların. Aynen _Ruslar_ gibi _Almanlar, Ukraynalılar_ ve _Fransızlar_ da öyle… Yetiştirdiğimiz ürünleri ihraç etmek istiyorsak eğer, o zararlı ilaçları kullanmamalıyız artık.

_“Kullanmayalım da sebze ve meyvelerimizi böcekler mi yesin?”_ diyeceksiniz. Hayır, onlara da yedirmeyelim. Nasıl mı?

Böcekleri engelleyen ama insanlara zarar vermeyen bitkisel ilaçlar kullanarak…

Bitkisel ilaçların en etkilisi de _kekik_… _Akseki_ dolaylarında doğal olarak yetişen bu bitkiyi, yaklaşık çeyrek yüzyıldır araştırıp inceleyen ve ilaçlar üreten _Prof. Dr. Oktay Yeğen_ de bir _Aksekili_… Hemşerim, _Alman_ meslektaşlarıyla birlikte uzun araştırmalar yapıp olumlu sonuçlara ulaşmış, elde ettiği bilgileri de yayınlamış.

_Akseki’_ de kekikten tarımsal ilaçlar üretecek bir fabrika kurulması için proje hazırlayan bilim adamımız, bu projesini ilgili bakanlıklara sunmuşsa da aradan yaklaşık 25 yıl geçmesine karşın olumlu bir yanıt alamamış. Bizim bakanlıklarımız bu tür işleri pek sevmez. Var olanları bile satıyorlar yabancılara. En iyisi ya _Almanlar_ kursun bu fabrikayı ya _Ruslar!_

Sebze ve meyvelere zararlı mikropları yaşatmayan _kekiğin_ bizler için ne kadar yararlı olduğunu bir bilseniz! _Prof. Dr. İlber Ortaylı_, _17 Eylül 2019_ günü, internet ortamında _“Kekik Nedir? Dünya Bunu Neden Gizliyor?”_ başlıklı yazısında saymakla bitirememiş; kekiğin yararlarını. İşte o yazıdan küçük bir alıntı:

- _Bedeni kuvvetlendirir. İştahsızlığı giderir. Kalp çarpıntılarını keser._ - _Hazmı kolaylaştırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsak iltihabını iyileştirir._ - _Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür._ - _Kanser hücrelerinin damar sıkışmasını önler._ - _Afrodizyak (yani cinsel istek) uyandırıcı ve artırıcı özelliği vardır._ - _Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir._ - _Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve zatürreeyi tedavi eder._ - _Grip, nezle ve anjini iyileştirir. Kekik suyu, romatizma ağrılarını dindirir._ - _Kandaki şeker miktarını azaltır. Şeker hastalarının yaralarını 1 haftada iyileştirir._ - _Pankreas onarımı yapar, insülin salgılanmasını sağlar. Şeker tedavisinde çok etkilidir._ - _Bedendeki solucan, kurt ve parazitlerin yumurtalarını çatlatır ve öldürür. Bunu yapabilen tek ilaçtır.” (_ Daha çok var, daha çok… Onları da haftaya anlatalım.) (\*)

_(\*) ÖNEMLİ NOT:_ _Üstteki yazı 28 Haziran 2020’de Milliyet Blok İnternet Sitesinde yayınlanmıştı._

Bu haberi paylaş

İlgili Haberler